Kaynaklarda bu sahabî’nin hayatıyla ilgili fazla bilgiye rastlayamadık. Fakat adı, Sad el-Esved, es-Sülemî, ez-Zekvanî olarak geçmektedir(bk. İbnu’l-Esîr, Usdu’l-ğabe-şamile-1/424).
Hz. Enes’ten gelen rivayete göre, bu kişi Hz. Peygamberin yanına geldi ve “Ya Resûlallah, yüzümün siyahlığı cennete girmeme engel midir?” diye sordu.
Hz. Peygamber: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sen Rabbine karşı saygılı ve elçisinin getirdiklerine iman ettiğin takdirde, bu söylediklerin cennete girmene asla engel değildir” buyurdu.
– O halde beni niçin insanlar hor görüyorlar, neden kimse bana kızını vermiyor?
– Amir bin Veheb’in evine git ve “Resûlullah’ın selamı var, kerimeni bana nikahlamanı emretti” de..
Siyah yüzlü genç hemen adrestedir.. Kızın yanında babaya selamı aynen tebliğ eder ve teklifi de açıkça anlatır..
Baba kızgın, hemen reddeder.. Ancak, teklifi dinleyen kızcağız babasını ikaz eder:
– Babacığım, vahiy gelir de sonra seni mahcup eder.. Ne biliyorsun bu olayı Rabbimin emretmediğini? Efendimiz (sav)’in o emri tebliğ buyurmadığını? Hemen git, Resûlullah’tan özür dile ve beni o gence nikâhla.. Resûlullah’ın uygun bulduğunu ben de uygun bulurum..
Kızının ikazıyla mescide koşan baba özür diler:
– Onun söylediğinin doğru olup olmadığını bilmiyordum Demek ki doğruymuş Kızımı verdim Şu anda nikahlısıdır..
Efendimizin gence emri:
– Git, evini hazırla, aile oturacak şekilde döşe.
Çarşı yolunda hızla giderken kulağına bir ses gelir;
– Ey kendini Allah’a asker bilen Müslümanlar! Derhal atınıza binin, cihada yönelin ve cennetle müjdelenin!
Şimdi ne olacak?.. Cihada mı gitsin, evlenmeye mi?.. Yönünü hemen değiştirir, demirciler çarşısına gider.. İlk işi bir kılıç, sonra bir zırh, daha sonra da bir at almak olur.. Elindeki paranın hepsini de harcamıştır.. Ama cihad için lazım olan silahını da tamamlamıştır…
Sıçradığı atının üzerinde kuş gibi uçar, bekleyen orduya toz duman içinde karışır..
– Kimse kendisini tanımıyor, Resulullah da onu tanımaz. Atının üzerinde bütün gücüyle savaşan bu genç bir ara attan iner, kollarını sıvar, artık yaya olarak savaşmaya devam eder. O esnada onun siyahlığını fark eden Resûlullah(a.s.m):
– “Sen Sa’d mısın?” diye sorar.
– “Evet, Sa’d” diye cevap verir. Nihayet Sa’d el-Esvedî savaşarak şehit düşer.
Efendimiz onun cesedi başına gelir, mahzun şekilde bakar:
Sonra döner, oradakilere hitap eder:
– Kılıcını, mızrağını ve atını alın, kendisini gönüllü olarak isteyen kızcağıza verin Babasına da deyin ki:
– Kızını vermekte tereddüt ettiğin siyah yüzlü gence Allahü Teâla cennet hurilerini lâyık gördü!”(Üsdu’l-Ğabe, a.g.y).
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör