Cevizyapragi,islami site, risale i nur

Gönderen Konu: Kişiye Başkasının Günahı Yüklenir mi?  (Okunma sayısı 23 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

EbdA

  • Administrator
  • Usta Kalem
  • *
  • Puan 27
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 1759
Kişiye Başkasının Günahı Yüklenir mi?
« : Nisan 22, 2010, 04:54:29 ÖS »
Maide  suresinde geçen ayetlerin mealleri şöyledir:

27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak  anlat: Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş,  diğerininki kabul edilmemişti. Kabul edilmeyen, "Andolsun seni  öldüreceğim!" dedi. O da dedi ki; "Allah ancak takva sahiplerinden kabul  eder.
 
 28. Andolsun ki sen öldürmek için bana el uzatsan bile ben öldürmek için  sana elimi kaldıracak değilim! Zira ben âlemlerin rabbi olan Allah'tan  korkarım.
 
 

 29. Ben diliyorum ki sen hem benim günahımı hem de kendi günahını  yüklenesin, cehennemliklerden olasın! Zalimlerin cezası işte budur."
 
 30. Sonunda nefsânî duygular onu kardeşini öldürmeye itti; onu öldürdü  ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.
 
 31. Ardından Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek  için yeri eşeleyen bir karga gönderdi, "Yazıklar olsun bana! Şu karga  kadar bile olamadım mı ki kardeşimin cesedini gömmeyi becereyim!" dedi,  ettiğine de pişman oldu,
 
 32. İşte bundan dolayı İsrâiloğulları'na şöyle yazmıştık: "Bir cana  kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olmaksızın kim bir  kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı  kurta­rırsa bütün insanların hayatım kurtarmış gibi olur." Şüphesiz  peygamberle­rimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da  onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.


 Rivayete göre Âdem'in iki oğlu arasında bir ihtilâf çıkmış, babalan her  ikisinin de Allah'a kurban sunmalarını, hangisinin kurbanı kabul  edi­lirse onun haklı olacağını söylemişti. O zaman gökten inen bir  ateşin kurbanı yak­ması, kurbanın kabul edildiğini gösteriyordu. Sunulan  kur­banlardan Hâbil'inki kabul edildi. Kıskançlığı yüzünden bu durumu  içine sindiremeyen Kabil, kardeşini öldürdü. (bk. İbn Kesîr, ilgili  ayetlerin tefsiri)


"Allah ancak takva sahiplerinden (kurban) kabul eder!"
    ifadesiyle Hâbil, kardeşinin takva ehli olmadığına, kurbanının bu  sebeple kabul edilmediğine dikkat çekmiştir. Şüphesiz ki kabul veya  reddetmek tamamen Allah'ın iradesine bağlıdır. Allah takva ve ihlâs  sahibi olmayanın amelini kabul etmeyeceğini bildirmiştir. Âyetlerin  akışından kurbanı kabul edilmeyenin kardeşini öldürmeyi önceden aklına  koymuş olduğu, fakat bu niyetini gizlediği anlaşılmaktadır.

“Sen öldürmek için bana el uzatsan bile ben öldürmek için sana  elimi kaldıracak değilim.”
  mealindeki ayetten, "Saldırgana  karşı nefsi müdafaa etmemek gerekir" gibi bir anlam  çıkarılamaz; kişinin böyle durumlarda saldırganı öldürerek kendisini  savunması caiz olsa da fazilet değildir. Yani "Beni öldürmek için kötü  niyetler besleyebilirsin; fakat ben, senin beni öldürme hazırlıklarını  öğrendikten sonra bile senden önce davranmak için bir şey yapacak  değilim" demektir. Bu ifade aynı zamanda Hâbil'in kendisini savunup  saldırgan kardeşini öldürebilecek güçte olduğunu, fakat cana kıymak  haram ve Allah katında en büyük günah olduğu için bunu yapmadığını  gösterir. (Kur’an yolu, Heyet , ilgili ayetlerin tefsiri)
 
 İslâm'da nefsi müdafaa meşru bir haktır, kişinin kendisini ölüme teslim  etmesi fazilet olarak kabul edilemez. Fazilet saldırıyı başlatmamaktır.  Karşı taraf saldırıyı başlattığı takdirde saldırganı etkisiz hale  getirecek kadar nefsi müdafaa etmek, bir haktır ve genel olarak bir  ödevdir.

 Hâbil'in Allah'tan korktuğu için kardeşini öldürme teşebbüsünde  bulunmadığı bildirilirken, ikinci bir sebep olarak kardeşinin her  ikisinin günahını yüklenerek cehenneme gitmesini istediği  anlaşılmaktadır.


 Oysa Kur'ân-ı Kerîm'in bildirdiğine göre hiç kimse bir başkasının  günahından sorumlu tutulmaz (bk. İsrâ 17/15)


 Burada iki soru vardır:


Birinci soru:
  "Hiçbir günahkâr, başkasının  günah yükünü taşımaz."
(İsrâ, 17/15) olduğu halde katil olan,  öldürülenin günahını nasıl yüklenir?
 1. Müfessirler, "Bundan maksat 'Benim işlediğim günahı senin yüklenmeni  istiyorum' demek değildir; maksat, 'Senin diğer günahlarınla birlikte  beni öldürmenin günahını da yüklenerek cehennemliklerden olmanı  istiyorum' demektir" şeklinde yorumlamışlardır.

 Buna göre, ayette geçen "benim günahım" demek, muzafın hazfi ile, yani  "beni öldürmek günahı" demektir. “Senin günahın”dan maksat ise, beni  öldürmeden önceki günahların demektir. Bu cümleden olarak, "kurbanının  kabul edilmemesine sebep olan günahın" demek de olabilir ki, bu mânâ  İbnü Abbâs, İbnü Mes'û d, Hasen ve Katâde hazretlerinden de  nakledilmiştir.


 2. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:
"Sövüşen iki kişinin  söyledikleri başlayana aittir, zulme uğrayanı haddi aşmadıkça." (Müslim,  Birr 69; Ebu Davud, Edeb 39) Sövüşenlerin bütün söyledikleri başlayana  aittir. Yani ilk başlayan hem aynen kendinin günahını, hem de sebep  olduğundan dolayı arkadaşının günahının bir aynını yüklenir. Fakat  mazlum (zulme uğrayan), haddi aşıp daha ileri gitmedikçe buyurulduğu  gibi, burada da "benim günahım" demek, şayet sana karşı karşılık vererek  el uzatırsam, gireceğim günahın bir aynı demektir. Şu halde biri  öldürmek ister, diğeri de karşılık verir de, her ikisi de  öldürülürlerse, başlayan iki cinayet diğeri de bir cinayet işlemiş olur.  Beriki, karşılık vermeyecek olursa, bu bir cinayetten de kurtulur.  Fakat katil yine iki cinayet yapmış ve iki günah yüklenmiş bulunur ki,  birisi mazlumu öldürmek, diğeri kendini cezaya layık bulup ateşe atmak  cinayetidir. (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetlerin tefsiri)

 3. Sen beni öldürmek için saldırısan benim için seni öldürmek caiz  olduğundan seni öldürürsem benim günahım ve eğer sen benden çevik  davranarak be­ni katledersen senin günahın, sonuç itibariyle her iki  durumda da günah sana ait olduğundan Allah'ın huzuruna her surette  günahkâr olarak dönecek olan sensin. (bk. Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük  Kur’an Tefsiri, İlgili ayetin tefsiri)


 4. Âyeti, "Kıyamette beni razı edecek bir şey bulamadığın takdirde benim  günahımı ve beni öldürmenin günahını yüklenmeni istiyorum" şeklinde  yorumlayanlar da olmuştur (Razi, ilgili ayetin tefsiri) Çünkü Hz.  Peygamber'den rivayet edilen bir hadise göre kıyamet gününde, zalimin  mazlumu razı edecek bir sevabı, iyiliği bulunamazsa mazlumun  günahlarından alınır, zalime yüklenir.(bk. Buhârî, Mezâlim 10).

 
 İkinci soru:
Bir insan için kendinin Allah'a isyan etmesini  istemek caiz olmadığı gibi, başkasının isyanını isteme de caiz değildir.  O halde böyle bir muttakinin (Allah'dan gereğince korkan) diğeri  hakkında iki günah istemesi nasıl caiz olur?

 Buna iki şekilde cevap verilebilir:


Birincisi,
  bu sözden asıl maksat, diğerinin günaha  girmesini istemek değil; ne kendinin, ne de onun günaha girmemesini  istemek, günahtan uzaklaştıracak bir nasihat vermektir. Dindar ve takva  sahibi bir kimse ne kendisinin ne de başkasının Allah'a isyan etmesini,  sonuçta cehennemde yanmasını ister. Burada Hâbil'in kesin ve kararlı bir  üslûp kullanarak kardeşini bu büyük günahtan sakındırmaya çalıştığı  anlaşılmaktadır.

İkincisi,
  isyan istemek caiz değilse de, isyan edenin  cezalandırılmasını istemek caizdir. Bu itibar ile mânâ, ben günaha  girmek istemem, sen ısrar edersen ben de senin Allah'tan cezanı isterim,  demek de olabilir. Fakat birincisi daha uygundur.

 Kardeşinin bu nasihatleri katilde bir tereddüt meydana getirmiş olmakla  birlikte sonucu etkilememiş, kıskançlık duyguları o derece kabarmış ki  kardeşinin yaptığı nasihatleri âdeta işitmez hale gelmiştir. Nefsi onu  kardeşini öldürmek gibi korkunç bir cinayete itmiş ve bundan başka  hiçbir şey onun nefsânî duygularını tatmin etmemiştir. Sonuçta kardeşini  öldürerek hem dünyada hem de âhirette hüsrana uğrayanlardan olmuş,  yeryüzünde ilk defa cana kıyma ve cinayet çığırını açan kimse olduğu  için kendisinden sonra gelenlerin işledikleri cinayetlerin günahına da  ortak olmuştur. Hz. Peygamber (asv)  bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:


 "Haksız yere öldürülen hiçbir kimse yoktur ki onun kanından Âdem'in ilk  oğluna bir pay ayrılmasın. Çünkü cinayeti âdet edenlerin ilki odur."
  (Buhârî, Cenâİz 33; Müsned, 1/383, 430, 433)

 Kıssadan Hz. Âdem (as)'in çocuklarının Allah'a, âhirete, hesaba, cezaya  ve cehenneme inandıkları; Allah korkusu ve takva gibi duygulara sahip  oldukları, Allah'a kurban takdim etmek gibi bir ibadette bulundukları  anlaşılmaktadır. Bu durum Hz. Âdem (as)'in peygamber olduğunun bir  delili olup bu inançları çocuklarına onun telkin ettiği ihtimalini  kuvvetlendirmektedir.


 İlk insan Âdem Peygamberin (as) bu konularda ne ciddi bir tecrübesi, ne  de geçmişte örnek alınacak olayları vardı. Kabil'in Hâbil'i öldürmesi  yeryüzünde işlenen ilk kötülük ve cinayetti. Hâbil'in ona verdiği  cevaptan ise, âhiret inancı ve Allah korkusu hakkında bilgi sahibi  olduklarını ve bu hususta eğitildiklerini gösteriyor.


 İlave bilgi için tıklayınız:


Linkleri gormek icin uye olmalisiniz.
Register or Login
Hâbil  ile Kabil
 
Kayıtlı
Dost istersen Allah yeter
Yaran istersen Kur'an yeter
Mal istersen kanaat yeter
Düşman istersen nefis yeter
Nasihat istersen ölüm yeter..

вgℓαѕєѕ

  • Paylaşımcı Üyemiz
  • *
  • Puan 9
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 458
  • Selamun Aleykum, Hoşgeldiniz.
Ynt: Kişiye Başkasının Günahı Yüklenir mi?
« Yanıtla #1 : Nisan 22, 2010, 06:35:54 ÖS »
Allah razı olsun... :)
Kayıtlı