Cevizyapragi,islami site, risale i nur

Gönderen Konu: MEAD  (Okunma sayısı 116 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
MEAD
« : Ekim 04, 2009, 12:18:27 ÖS »
Aziz ve değerli kardeşlerim,bu haftaki konumuz mead olarak seçilmiştir Allahın izniyle bu konuyu uzun uzadıya tahlil ve terkip etmaya gayret ve çabasıni azimle izah etmeye çalışacağız,sizlerinde katkılarıya konuyu dahada renklendireceğimize kaniyim,bu inanç,bu mantalite,bu felsefen,bu düşünceye ile bu konuya elzem gördüm,hakikaten çok önem arz eden bir konu,en deteylı en ince boyutlarıyla konuyu irdelemeye çalışalım,Mead konusu üzerinde yapılan inceleme, insanın hayatında cevaplamaya çalıştığı üç temel sorudan biri olan, genel anlamda varlık aleminin ve özel anlamda biz insanların sonunun ne olacağı ve nereye varacağı sorusunu halletmek doğrultusunda olan bir incelemedir. Bilindiği üzere, insanın yaratılışında bulunan bilinçlenme içgüdüsü, insanın zihninde üç temel soru oluşturmuştur. Bu sorular, onun aklını en çok meşgul eden en temel sorulardır. Hiçbir insan, bu sorulara bir cevap bulmadıkça rahat edemez ve kendini mutlu hissedemez. Dolayısıyla istisnasız her insanın, bu sorulara müspet veya menfi yönde mutlaka bir cevabı olmuştur. Bu üç soru şunlardır. 1- Genel olarak varlık aleminin ve özel olarak insanın menşei nedir, varlığı nereden kaynaklanmıştır. 2- İnsan ve varlık aleminin mevcudiyetinde bir hedef söz konusu mudur, İnsanın şimdiki yaşamında riayet etmesi gereken belli bir yaşam biçimi var mıdır, 3- Varlık aleminin, özellikle de insanın nihayeti nereye varacak, Acaba insan ölmekle yok olup gidiyor mu, Yoksa ölüm, yok oluş olmayıp, ölümden sonra farklı bir şekilde olsa bile yaşam devam etmekte midir, İnsanın, cihanın bir yaratıcısı olup olmadığını araştırması birinci soruya cevap bulmak içindir. İlahi elçilerin olup olmadığından bahsetmek de, ikinci soruya bir cevap bulmak için yapılan bahislerdir. Ölümün hayatın son bulması olmadığı, insanın ölmekle yeni bir hayata giriş yaptığı ve belli bir günde dünyada yaptığından dolayı hesaba çekileceğini ifade eden, mead konusundan bahsetmek ise, üçüncü soruyu cevaplamak doğrultusunda yapılan bir incelemedir. Katkılarınızı beklerim konuya renk katacağınza eminim.Allah hepimizin yar ve yardıcısı olsun.bizleri berzah aleminde razil ve rısvay olanlardan muhafaza eylesin.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #1 : Ekim 04, 2009, 09:05:34 ÖS »
  Evet saygı değer kardeşlerim.Ölüm ise. Ebedi Aleme Giriştir. Ölüm, bazıları için dehşet verici ve korkunç bir olaydır. Ama bütün ilahi dinlerde olduğu gibi, İslami dünya görüşünde de ölüm, farklı bir şekilde değerlendirilmektedir.
İslam açısından ölüm, ebedi olan bir aleme geçiş kapısı ve köprüsü olup, aslında ikinci bir doğum demektir. Bu kapı ve köprüden herkes geçecektir. Ancak bu geçiş, bazıları için üzücü ve acı olabileceği gibi, kendileri ile bu önemli yolculuk için yeterli azık götürenlere sevindirici ve çok tatlı bir yaşantının başlangıcı olacaktır.
Kuranı Kerim, ve Hz. Resul (s.a.a) bu konu üzerinde fazlasıyla durmuş ve farklı tabirlerle herkes için geçerli olan bu önemli ve kesin geleceğin hakikatini açıklamışlardır.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #2 : Ekim 05, 2009, 09:05:54 ÖÖ »

Kuranı Kerim şöyle buyuruyor.Her nefis ölümü tadıcıdır. Mükafatlarınız, ancak kıyamet günü eksiksizce ödenecektir.
Bu ayette ölümün tüm canlı varlıklar için geçerli kesin bir kural olduğundan bahsedilmektedir.
Kuranı Kerimin ayetleri, ölümün inanlar için verilmiş bir söz, inanmayan ve dalalete sapanlar için ise, bir tehdit niteliğini taşıdığını vurgulamaktadır.
 Allah Teala'nın,Şüphesiz amellerinizin karşılığını kıyamet gününde alacaksınız buyruğu, dünyanın amel yeri olduğuna, ahiretin ise, amel yeri olmayıp hesap yeri olduğuna işaret etmektedir.
Hz. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur.Bu gün amel günüdür, hesap günü değil, yarın ise hesap günüdür, amel günü değil.
Bir çokları, ölümü yok oluş ve her şeyin son bulması zannettiklerinden, ölümden korkarlar. Oysa Kuranı Kerim, ölümün yok olup gitmek olmadığını ve yalnızca madde ötesi olan ruhun maddi bedenle olan irtibatının kesilmesi olduğunu beyan etmiştir.
Bu anlam, ölümün beyanında kullanılan teveffa kelimesinden anlaşılmaktadır. Bu kelime, Arapçada bir kimsenin hakkının tamamını alması anlamında kullanılmıştır.
Kuranı Kerim şöyle buyuruyor.Allah nefisleri, ölümü anında, henüz ölmemişlerin de uyudukları sırada ruhlarını alır. Böylece ölümüne hükmettiklerini kıyamete kadar alıkor. Diğerlerini uykudakileri, mukadder bir müddete ecellerinin sonuna kadar salıverir. Şüphe yok ki, bunda, düşünen bir kavim için Allahın kudret ve ilmine delalet eden alametler vardır.
 Allah Teala, ölüm olayının kolayca kavranılması için, bu ayeti kerimede uyku misalini zikretmekle, uykuda olanların ruhlarının bedenleri ile ilişkilerinin azalmasının ölüme bir misal teşkil ettiğini vurgulamıştır.
Ayette geçen enfus kelimesinden maksat insanların bedenlerine ait olan ruhlardır.Yani, ölüm halinde ruhun bedenle alakası kesilir ve artık ruhun beden üzerinde herhangi bir idare ve tasarrufu kalmıyor.
Ayette geçen mevtiha kelimesinden maksat, bedenlerin ölümüdür. Kuranı Kerim, uyku halinde alınan ruhlarla, ölüm anında bir daha bedene dönmemek üzere alınan ruhlar arasında fark gözetip, iki kısma ayırarak, ölüm fermanı gelmeyenlerin ruhlarının belli bir müddete kadar yaşamak için tekrar bedenlerine döndürüldüğünü belirtmiştir.
Bu ayeti kerime, insanları uyuduktan sonra tekrar uyanmak üzerinde tefekkür ederek, bu günlük hadiseden bile ibret almaya davet etmektedir. Bilmeliyiz ki, her şeyin tedbir ve idaresi Allahın elindedir. Bir gün herkes nihayet onun tarafına dönüp hesaba çekilecektir.
Bu ayeti kerimeden, insan ruhu ile bedeni arasında yakın bir bağlantı olmasıyla birlikte, ruhun müstakil bir varlık olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü ruh uyku halinde, özellikle de rüya halinde, bedenden ayrılıp müstakil yaşayabilmektedir.
Ayrıca, bu ayeti kerimede ölüm ve uykunun her ikisi de teveffi olarak zikrediliyor. Bu ise, ruhun alınmasıdır. Aralarındaki önemli fark şudur ki, ölüm, ruhun bir daha bedene dönmemek üzere alınması, uyku ise, ruhun alınıp tekrar bedene dönebilmesidir.
Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur.Uyku halinde olan her şahsın ruhu gök alemine yükselir, ama can bedende kalır. O halde ruh ile can arasında, güneş ile ışını arasında olan bağlantıya benzer bir bağlantı vardır. Eğer Allah Teala, ruhun alınması için izin verirse, can da ruha döner, ama eğer ruhun alınmasına izin vermezse, ruh cana doğru döner. İşte Allah Tealanın Ruhları ölüm anında alır.buyruğunun anlamı budur.
Demek ki, ruh bedene oranla üç özelliğe sahiptir.
1- Tam irtibat, uyanık halinde
2- Yarım irtibat, uyku halinde
3- İrtibatın tamamıyla kesilmesi ölüm halinde. 
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #3 : Ekim 06, 2009, 09:51:29 ÖÖ »
 İmam Muhammed Bakır (a.s)dan ölüm hakkında sorulduğunda, Hazret şöyle buyurdular.Ölüm, size her gece gelen uyku demektir. Sadece değişen şey, ölümün uzun müddetli olmasıdır. Ölen şahıs ancak kıyamet günü ölüm uykusundan kalkacaktır. Uykuda iken sevindirici ve korkutucu şeyler görenin hali nasılsa, ölenin durumu da öyledir. O halde kendinizi kesin geleceğe hazırlayınız.
Yine İmam Zeynül Abidin (a.s)a Ölüm nedir, diye sorulduğunda, cevaben şöyle buyurdular.Ölüm, mümin için kirli ve üzeri haşere dolu elbiseyi çıkarmak, ağır zincirlerden kurtulmak ve en kıymetli elbiselere, güzel kokulara, en iyi cennet bineklerine ve evlerine ulaşmak demektir. Kafir için ise ölüm, kıymetli elbiseyi çıkarmak, çok sevdiği evlerden ayrılmak, kirli ve eziyet verici elbiselere bürünmek, dehşet verici büyük azaba yakalanmaktır.
Hz. İmam Sadık (a.s)a Bize ölümü vasfedin denince, İmam (a.s) şöyle buyurur,Ölüm, mümin için en güzel bir kokuyu koklamak gibidir, onun kokusunun güzelliğinden uykuya dalar. Ölüm ondan her türlü yorgunluk ve acıyı giderir. Kafir için ise, yılanın veya akrebin sokması gibi ve belki daha şiddetlidir.
Bu arada Hazrete.Bazıları, Ölüm testere ile kesilmekten, makasla doğranmaktan, taşlarla vurulmaktan ve değirmen milini göz içerisinde döndürmekten daha şiddetli olduğunu söylüyorlar dendi.
Bunun üzerine, İmam (a.s) şöyle devam eder,Bazı kafirler ve fasıklar için ölüm böyledir. Onlardan bu acıları çekenlerin durumunu görmüyor musunuz, İşte o acılar bundan ve dünya azabından daha ağırdır.
Bu esnada İmama, Öyleyse, niçin bazı kafirlerin ruhlarının kolaylıkla alındığını görüyoruz, Onlardan bazıları konuşur, şaka yapar ve güle güle can verir, buna karşılık müminler içerisinde bazılarının ölümü bu kolaylıkla olurken, bazı mümin ve kafirler ise, ölüm anında bu zorlukları görüyorlar dendi.
İmam (a.s) bu soruya da şu cevabı verdi, Ölüm esnasında müminin karşılaştığı kolaylık, onun mükafatının acilen verilmesindendir. Müminin karşılaştığı zorluk ise, onun günahlarını temizleyerek, ahirete temiz olarak gelmesi ve hiçbir engelle karşılaşmadan ilahi mükafata liyakat kazanması içindir.
Kafirlerin ölüm esnasında gördüğü kolaylık ise, dünyada iken iyiliklerinin karşılığını görüp, ahirete yalnızca azabı gerektiren sebeplerle girmeleri içindir. Kafirlerin ölüm anında karşılaştığı zorluklar ise, iyiliklerinin mükafatı bittiğinden dolayı Allahın cezasının başlamasındandır. İşte durum budur. Allah adildir, kimseye zulmetmez.
Hz. İmam Musa Kazım (a.s) üzerine ölüm ağırlığının çöküp de kimseye cevap veremez durumda olan bir hastayı ziyaret eder. Bu arada orada bulununlar, Ey Resulullahın oğlu,Arkadaşımızın durumunun nasıl olduğunu ve ölümün ne olduğunu bilmek isterdik derler.
Bunun üzerine, İmam (a.s) şöyle buyurur, Ölüm temizleyicidir. Müminleri günahlarından temizler. Ölüm, müminin çektiği en son acı ve üzerinde kalan en son günahlarının keffaresidir. Ölüm, kafirler için de arındırıcıdır. Ancak onları iyiliklerinden arındırır. Dolayısıyla ölüm kafir için tadacağı en son lezzet, en son nimet ve en son rahmettir. Kolay ölüm kafirler için iyilikleri karşısında verilen en son mükafattır. Bu arkadaşınıza gelince, o günahlarından arındı, suçlarından temizlendi ve bir elbisenin yıkanıp kirlerden temizlendiği gibi, tertemiz olup, ebedi evimizde gerçek müminlerle beraber olmaya hak kazandı.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

EbdA

  • Administrator
  • Yazarımız
  • *
  • Puan 16
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 894
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #4 : Ekim 10, 2009, 08:44:14 ÖS »
Peygamber efendimiz (AS):
Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yada cehennem çukurlarından bir çukurdur der.
Mümin Allah'ın izniyle o bahçeleri temaşa ederken, kafir Allah'ın gazabıyla ateş çukurunu tadacaktır.
Altmış yıllık bir ömür uğruna değer mi?
Kayıtlı
Seninle gelmeyecek, dünyaya bel bağlama.
Eğer Allah yar ise, öldüğüne ağlama.

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #5 : Ekim 11, 2009, 04:40:43 ÖS »
-,Bazı insanlar ölüme yokluk ve her şeyin fani olup son bulması olarak bakmaktadırlar. Materyalist düşünceye sahip olan bu tip insanlar, elbette ki ölümden korkacaklardır. Zira onlara göre ölüm, hayat dahil, onların candan bağlandıkları her şeylerini bir anda yokluk alemine götüren korkunç bir hadisedir. O halde böyle insanların ölümden korkmaları tabiidir.  Buna karşılık, insanların yoğun çoğunluğu, ölüme yok olup gitme değil, daha üstün, daha mükemmel bir hayata geçiş gözüyle bakmaktadırlar. İman ehli olan bu gruba göre, ölüm yokluk ve her şeyin son bulması değildir ve insan ölmekle fani olup gitmez.
İnsan, nasıl ölmekle yok olup gider Oysa, Allah Teala, yaratılış itibariyle insanın kalbinde ebedilik aşkı ve sevgisi koymuştur. İnsanın içinde bulunan beka ve ebediliğe olan aşk ve istek, insanın yokluk ve fena için yaratılmadığının en açık delildir. O halde ölüm, insanın fani olan dünya hayatından ebedi bir hayat olan, ahiret hayatına geçişinden başka bir şey değildir.
Hz. Resulullah (s.a.a)in, Sizler fena yokluk için değil, beka ebedilik için yaratılmışsınız ve ölümle sadece bir evden öteki bir eve taşınıyorsunuz, buyruğu bunu en güzel şekilde ifade etmektedir.
 Hz. Ali (a.s) da bu hakikate işaretle şöyle buyurmuştur,Fani dünyasını güzelleştiren, ahiretini ise unutana şaşarım Ölüm, fani dünyadan ayrılmak, temizlenmek ve güzellik evine göç etmektir.
Hz. İmam Hüseyin (a.s)ın Aşura günü ashabına hitaben yaptığı konuşmada geçen, Ey büyük insanların oğulları,Sabırlı olunuz. Ölüm, sadece sizleri dünya zorluklarından ve kederlerinden, ebedi nimetler ve cennet bağlarının tarafına geçişinizi sağlayan bir köprüdür. Öyleyse, sizden herhangi biriniz hapisten kurtulup saraya girmekten rahatsız olabilir mi, Ama ölüm, düşmanlarınız Yezidiler için saraydan, zindan ve azap tarafına intikal etmektir. Babam, Allah Resulünün (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etti,Dünya mümine zindan, kafire cennettir. Ölüm, müminler için cennet bağlarına, kafirler için ise cehenneme geçiş köprüsüdür, buyruğu işte bu inancın ürünüdür. Böyle bir inanca sahip olan kimse, ölümden korkmak bir yana, ölüme, kurtuluş ve saadete erme kapısı olarak bakar. Hatta Hz. Ali (a.s)ın tabiriyle Eğer Allahın onlara yazmış olduğu ecel olmasaydı, onların ilahi mükafata olan aşk ve ilahi cezadan olan korkularından bir an bile ruhları bedenlerinde istikrar bulmazdı. Onların gözlerinde Yaratan ululanmış ve Ondan gayrı her şey küçülmüştür.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

EbdA

  • Administrator
  • Yazarımız
  • *
  • Puan 16
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 894
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #6 : Ekim 11, 2009, 04:49:24 ÖS »
Haklısın kardeşim, Bediüzzaman Hazretleri dua ile ilgili "Vermek istemeseydi istemek vermezdi" diyor aynen böyle Allah hem insanın kalbine Ebedilik aşkını koyacak hemde ebediliği vermeyecek! Bu mümkün değildir.
Fakat insanların büyük çoğunluğu kendisine verilen bu duyguyuda yanlış kullanmaktadır. Bu duyguyu fani dünyada kullanmak isteyen sonunda hüsrana uğramıştır.
Kayıtlı
Seninle gelmeyecek, dünyaya bel bağlama.
Eğer Allah yar ise, öldüğüne ağlama.

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #7 : Ekim 11, 2009, 05:29:23 ÖS »
Eve kardeşim.,İnsanın ölümün hakikatini bilmemesi, onun ölümden korkmasına yol açan etkenlerden bir diğeridir. Bu etken özellikle de ölümün hakikatini iyice bilmeyen iman ehli olan kimselerde söz konusudur.evet kardeşlerim bakını bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. İmam Ali Naki (a.s) ashabından hasta olan birinin ziyaretine gider. İmam hastanın ölüm korkusundan ağladığını ve perişan bir vaziyette olduğunu görünce, ona şöyle buyurur,Ey Allahın kulu, Sen ölümden korkuyorsun. Çünkü ölümün ne olduğunu hakikatini bilmiyorsun.
Söyle bakalım, eğer bedenin temiz olmaz, bedenindeki kirlilik ve pislik seni rahatsız eder, vücudunu yara ve uyuz sarar ve bu arada banyoya gitmekle bedenindeki bu pisliklerin hepsinin yok olup gideceği bilincinde olursan, bu durumda banyoya giderek vücudundaki pisliklerin temizlenmesini mi, yoksa bu işi sevmeyip, öyle kalmayı mı istersin,
Hasta,Ey Peygamberin oğlu, Banyoya gidip temizlenmeyi tercih ederim" cevabını verir.
Bunun üzerine, İmam, Öyleyse, bilmelisin ki, ölüm de temizliktir. Kendini pisliklerden ve günahlardan arındırmak için ölüm son fırsattır. Eğer ölümle karşılaşır ve o kapıdan geçersen, muhakkak her türlü hüzün, keder ve pislikten kurtulup, her türlü neşe ve sevince kavuşarak saadete ulaşacaksın buyurur.
 İmam (a.s)ın bu hekimane sözlerinden sonra hasta rahatlığa kavuşur. Hüzün ve kederi sevince dönüşüp, gözlerini yumarak ölüme teslim olur.
selam ve dua ile.....
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

EbdA

  • Administrator
  • Yazarımız
  • *
  • Puan 16
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 894
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #8 : Ekim 11, 2009, 05:33:40 ÖS »
Tabiki bir sebebte budur. Başka bir sebebte kişi eğer dünyada günah işlemişse ve nefsinin arzularına boyun eğip şeytanın yolundan gitmişse o zaman kişi Allah'a hesap vereceğini bildiği için de korkar.
Kayıtlı
Seninle gelmeyecek, dünyaya bel bağlama.
Eğer Allah yar ise, öldüğüne ağlama.

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #9 : Ekim 12, 2009, 08:29:23 ÖÖ »
Evet kardeşim deiğiniz gibi bu dünyada günah işleyip, Allahın huzuruna rezil ve rısvay gitmek elbete korkulu olmalıdır ki öyleddirde.Allah bizlere künahlardan ictinab etmeyi o şuuru o bilinci o feraseti versin.evet bakınız Muhammed Bakır (a.s)a Neden şu Müslümanlar ölümden nefret edip korkuyorlar dendi.
İmam (a.s) şöyle buyurdu, Onlar, onun hakikatini bilmediklerinden ondan nefret ediyorlar. Eğer onlar, onun hakikatini iyice bilselerdi ve doğrudan Allahın dostlarından olsalardı, onu sever ve ahiretin onlar için dünya hayatından daha hayırlı olduğunu anlarlardı.
Sonra İmam orada bulunan hastaya,Ey Allahın kulu Acaba çocuk ve deli bir insan, niçin ona sıhhati getirip, bedenindeki acıları gideren ilacı kullanmaktan nefret ediyor  dedi.
O adam.Onlar ilacın faydasını bilmediklerinden ondan korkuyorlar dedi.
Bunun üzerine, İmam (a.s) şöyle buyurdu.Muhammedi hak olarak peygamber kılan Allaha yemin ederim ki, kim doğru olarak ölüme hazırlanırsa, ölümün hastayı tedavi etmek için kullanılan ilaçtan daha faydalı olduğunu anlar.
Eğer onlar, ölümün onlara getireceği nimetleri bilselerdi, sabırlı ve akıllı bir insanın hastalığı giderip sıhhati kazandıran ilacı istemesinden daha fazla ölümü isterlerdi.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

ßy €@gl€

  • Yazarımız
  • *
  • Puan 9
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 888
  • Selamun Aleykum, Hoşgeldiniz.
    • Profili Görüntüle
Ynt: MEAD
« Yanıtla #10 : Ocak 29, 2010, 01:40:13 ÖS »
Haklısın kardeşim, Bediüzzaman Hazretleri dua ile ilgili "Vermek istemeseydi istemek vermezdi" diyor aynen böyle Allah hem insanın kalbine Ebedilik aşkını koyacak hemde ebediliği vermeyecek! Bu mümkün değildir.
Fakat insanların büyük çoğunluğu kendisine verilen bu duyguyuda yanlış kullanmaktadır. Bu duyguyu fani dünyada kullanmak isteyen sonunda hüsrana uğramıştır.

Kayıtlı
<a href="http://img684.imageshack.us/img684/5574/ygl.swf" target="_blank" class="new_win">http://img684.imageshack.us/img684/5574/ygl.swf</a>