Cevizyapragi,islami site, risale i nur

Gönderen Konu: İmam Ali (a.s)  (Okunma sayısı 86 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
İmam Ali (a.s)
« : Ekim 02, 2009, 11:01:44 ÖS »
Hz. Emirül Müminin Ali (a.s) Beni Haşim kabilesinin büyüğü, Hz. Peygamberi Ekremin amcası Ebu Talibin oğludur. Ebu Talib, Peygamber efendimizi çocukluk döneminden itibaren kendi evinde büyütüp himayesi altına almış, Hazretin peygamberliğe seçilmesinden sonra da hayatta bulunduğu sürece o ilahi nuru, kafirlere, özellikle de Kureyş kafirlerine  karşı korumuş, bu uğurda hiçbir fedakarlıktan geri durmamıştır. Hz. Ali, meşhur rivayete göre bisetten on yıl önce dünyaya gelmiştir. Altı yaşında iken de Peygamberin isteği üzerine, Mekke ve yöresinde meydana gelen kuraklık nedeniyle maddi sıkıntıya giren babasının yanından ayrılarak, Peygamberin evinde yaşamaya başlamış, böylece bizzat o Hazretin eğitimi altına girmiştir.
Bu arada Peygamberi Ekrem, gelenek haline getirdiği Hire dağındaki yıllık ibadeti esnasında ilk vahiy inerek peygamberliğe seçildikten sonra eve dönüp olayı anlattığında, o Hazrete ilk iman getiren kişi Hz. Ali (a.s) olmuştur.
Yine İnzar ayeti ismiyle meşhur olan En yakın aşiretini uyar, ayeti kerimesi nazil olarak Peygamberi Ekrem yakın akrabalarını uyarmakla görevlendirildiğinde, Hz. Resul akrablarını toplayarak onlara,Sizlerden kim, benim bu görevimde bana yardım etmeye hazırdır ki, benim kardeşim, vasim ve aranızda halifem olsun buyurduğunda, onların arasından yalnızca Hz. Ali (a.s) ayağa kalkarak imanını ibraz etmiş, buna müteakip Peygamberi Ekrem de mübarek elini Hz. Alinin omuzuna koyarak,Bu benim kardeşim, vasim ve sizin aranızdaki halifemdir, onu dinleyin, ona itaat edin buyurarak o Hazretin iman etmesini kabul etmiş ve İslam dininin ilk başından itibaren kendinden sonra Hz. Alinin geldiğini vurgulamıştır. Böylece Ali (a.s) Müslümanlar arasında ilk iman getiren ve hayatı boyunca Allahtan başkasına tapmayan ilk şahsiyet olmakla birlikte, Hz. Resulullah (s.a.a)dan sonra İslam dininin ikinci şahsiyeti oluvermiştir.
Ali (a.s)Peygamberi Ekremin hicretine kadar devamlı onunla birlikte olmuş, düşmanlarına karşı onu savunmuş, kafirlerin Allah Resulünü katletme kararı aldıkları hicret gecesi de Ali (a.s) canını feda etmek pahasına, Peygamber efendimizin yatağında yatmış ve Resulü Ekrem bu sayede gizlice evden ayrılarak emniyet içerisinde Medineye doğru yola koyulabilmiştir. Hz. Rusulullahın emniyete kavuşmasından sonra da o Hazretin vasiyeti üzerine, Peygamberi Ekremin nezdinde emanet olan halkın emanetlerini sahiplerine iade ederek annesini, Resulü Ekremin sevgili kızı Fatimei Zehrayı başka iki kadınla birlikte alıp Medineye doğru hareket etmiştir.
Medinede devamlı Resulullahla birlikteydi. Peygamberi Ekrem hiçbir zaman gizlide ve açıkta onu kendisinden ayırmadı. Biricik sevgili kızı Hz. Fatımayı zevce olarak ona münasip gördü. Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okuttuğunda, Aliyi (a.s) kendisine kardeşliğe layık gördü.
Ali (a.s) Peygamberin katıldığı tüm savaşlarda hazır bulundu. Bir tek Tebuk savaşına katılmadı. O da Peygamberin emri ile Medinede Peygamberin yerinde kaldığı içindi. İşte o zaman, yine Hz. Alinin seçkin makamını ümmetine bildirmek gayesiyle Hz. Aliye hitaben,Sen bana oranla Harunun Musaya oranla sahip olduğu mevkie sahipsin, ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir,buyurdu.Böylece peygamberlik dışında sahip olduğu makamlarının tamamın Hz. Ali (a.s)da da bulunduğunu açıkca gözler önüne sergiledi.
Hz. Ali hiç bir savaşta geri adım atmadı, hiçbir an düşmandan kaçmadı, hiçbir şart altında Peygamberin emrinden çıkmadı. İşte bu nedenledir ki, Peygamberi Ekremin,Hiç bir zaman Ali haktan ve hak da Aliden ayrılmaz,övgüsüne mazhar oldu.
Ali (a.s) Peygamberin vefatında otuz üç yaşındaydı. Tüm dini faziletlere sahip olup, sahabe içerisinde her açıdan en seçkin mevkide olmasına ve Hz. Resulullah (s.a.a)ın ümmete açıkça,Ben kimin mevlası efendisi, isem Ali de onun mevlasıdır,ve Ali benden sonra her mümin erkeğin ve müme kadının velisidir,buyurmasına rağmen o Hazretin genç olması ve Peygamberin savaşlarında kafirlerden bir çoğunu öldürüp, onlardan düşman kazanması bahane edilerek hilafetten kenara itildi. Böylece o Hazretin eli tüm genel olaylardan kesildiğinde evinin bir köşesine çekilerek özel kişileri eğitmeye başladı. Peygamberin vefatından sonra 25 yıl üç halifenin hilafet zamanı geçti. Üçüncü halife Osman öldürüldüğünde halk Hz. Aliye (a.s) biat ederek onu hilafete seçti.
Hz. Ali (a.s) dört yıl dokuz ay süren hilafeti müddetinde Peygamber'in siretine uyup, hilafet'e inkılap ve kıyam ruhu verdi. Toplumda çeşitli ıslahlara baş vurdu. Elbette bu ıslahlar, bir kısım çıkar peşinde koşanların zararına olduğu için sahabeden bazıları, Ümmül Müminin Ayşe Talha Zübeyr ve Muaviye liderliğinde üçüncü halifenin kanını bahane ederek halifeye karşı çıkıp, çeşitli çirkin olaylara sebebiyet verdiler.
 O hazret bu fitneleri yatıştırmak için Basra yakınlarında Ayşe, Talha ve Zübeyr ile savaştı ve bu savaş, Cemel savaşı adında maruf oldu. Irak ve Şam sınırlarında Muaviye ile savaştı, bu savaş Sıffın savaşı adını aldı ve bir buçuk yıl devam etti. Nehrevan adıyla maruf olan muharebesinde de Hariciler ile savaştı.
Böylelikle o hazretin hilafet müddetice gösterdiği çabaların bir çoğu iç kargaşaları gidermek yolunda geçti. Çok geçmeden Hicretin 40. yılı Ramazan ayının 19. günü Kufe mescidinde, sabah namazında, Hariciler tarafından yaralanıp iki gün sonra şehit oldu.
Hz. Emirül Müminin (a.s) tarihin tanıklığına, dost ve düşmanın itiraflarına göre insani değerlerde hiçbir eksikliği olmayıp İslami faziletlerde Peygamberin terbiyesine tam bir örnek idi. Onun şahsiyeti hakkında yapılan bahisler,bu konuda bilgi sahibi olanlar tarafından yazılan kitaplar hiç kimse hakkında olmamış ve yazılmamıştır.
Ali (a.s) ilim ve bilgi açısından Peygamberin ashabı arasında en üstünüdür. İlmi açıklamalarıyla özgür kanıtlama ve burhan tarzını ortaya koyduğu gibi, ilahi öğretilerde ve felsefi bahislerde de bulundu. Kuranın lafzını korumak için Arapça dilbilgisi kurallarını icat ettiği gibi Kuranın batınında da konuştu. Hitabet etmekte en becerikli, Araplar içinde birinci bölümde geçti,şecaatte dillere destan idi. Peygamberin zamanında ve ondan sonra yaptığı savaşlarda hiçbir zaman paniğe kapılmadı. Defalarca çeşitli olaylar örneğin Uhud, Huneyn, Hayber ve Hendek gibi savaşlarda Peygamberin ashabı ve ordusu paniğe kapılıp titrediler, bazıları da firar ettiler. Fakat Ali (a.s) bunların hiç birinde düşmana sırt çevirmedi. Savaşta ün kazanan yiğitlerle savaştığında hiçbiri kurtulamadı. Bu güce sahip olduğu halde güçsüzlerle savaşmadı. Firar edeni takip etmedi, gece saldırı yapmazdı ve suyu düşmana kesmezdi.
Hayber savaşında hücum edip kalenin kapısını yerinden söküp bir kenara atması tartışılmaz tarihi bir realitedir .
Yine Mekkenin fethinde Peygamberi Ekrem (s.a.a) putların kırılmasına emir verdiğinde Ali (a.s) Peygamberin isteğiyle, o hazretin omuzlarına ayaklarını koyarak Kabenin üzerine çıkıp, oraya dikilen taştan yontulmuş koskocaman Hübel denilen putu yıktı.
Ali (a.s) takva ve abitlikte de tek idi. Onun sertliğinden şikayet edenlerin cevabında, Peygamber,Onu kınamayın. Çünkü o Allaha aşıktır.buyurdu.
Sahabeden olan Ebu Derda, o hazretin kupkuru cesedini Medine hurmalıklarının birinde görünce haber vermek için onun evine gelip Hz. Fatımaya Kocandan taraf başın sağ olsun dedi. Peygamberimizin kızı Amcam oğlu ölmemiş, ibadet ederken ilahi korkudan bayılmıştır. Onun bu hali çokça görülmektedir buyurdu.
Alinin (a.s) fakirlere yardım etmesi, emri altında olanlara muhabbet etmesi, çaresizlerin imdadına koşması, cömertliği ve affı hakkında bir çok kıssalar vardır. Eline geleni Allah yolunda fakir ve miskinlere verip kendisi çok zor koşullarda yaşıyordu. Çiftçiliği, fidan dikmeyi, su kuyuları kazmayı ve bayır yerleri yeşillendirmeyi severdi. Fakat bu yolda elde ettiği şeyleri fakirlere vakfederdi. O Hazretin vakıfları Ali (a.s) sadakaları adında meşhurdur. Hilafetin sonlarında bunların epeyce yirmi dört bin dinar geliri vardı.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

EbdA

  • Administrator
  • Usta Kalem
  • *
  • Puan 23
  • Çevrimiçi Çevrimiçi
  • Toplam İleti: 1509
Ynt: İmam Ali (a.s)
« Yanıtla #1 : Ekim 05, 2009, 02:44:27 ÖS »
Allah razı olsun kardeşim fakat Aleyhi Selam ifadesinin Hz. Ali (r.a) için kullanılması doğru mudur?
Kayıtlı
Dost istersen Allah yeter
Yaran istersen Kur'an yeter
Mal istersen kanaat yeter
Düşman istersen nefis yeter
Nasihat istersen ölüm yeter..

velfecr

  • Aktif Üyemiz
  • *
  • Puan 6
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 125
  • Allahım,Akidemi,sorunlarımın elinden kurtar.
Ynt: İmam Ali (a.s)
« Yanıtla #2 : Ekim 05, 2009, 03:08:24 ÖS »
Allah sizleden de razi olsun kardeş bizim toplumumuzda aleyhi selam denildiğinde sanki suçtur gibi bir algılama var sanki günahmiş bir fehm idrak ediliyo,işin aslı budur aslında ,hani biz selama layik olmayan birine dahi selamun aleykum deriz ya,adam belkide hiç alnı secdeye gitmemiş  bu bir örnektiir örnekler çoğalabilir ama sanırım zillub olanlar için iktifa eder bu misal.Allah razi olsun yani (dediğiniz gibi (r.a) demekte olur (s.a) de olur islamın evrensel ve cihan şumul davasında hiç bir beis yoktu aksine bir sevaptır,ecirdir,o öyle bir varlıktırki nebevi mektepte icazet olmıi,diplomasını risalet havzasından alımış,ene medinetul ilmin vel Aliyun babuha risalet mekamından bu incilere mazhar olmuş birine eğer s.a fazla görünüyorsa meazallah kendimizi sirkelememiz gerekir ve kendimiz galmamiş hatmi ve ilzamidir.
Allahın selamı bereketi lutfu ihsani sizin gibi muvahhidlerin üzerine olsun EbdA kardeş.
Kayıtlı
Hür bir imanın yürüyüşünde bıraktığı izlerdir bu sorumluluklar. her şeyden ve herkesten sorumlu olma, nefes alan soluklanan her şeyden.
                                                                                                                 =velfecr=

ßy €@gl€

  • Yazarımız
  • *
  • Puan 14
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 1443
  • Selamun Aleykum, Hoşgeldiniz.
Ynt: İmam Ali (a.s)
« Yanıtla #3 : Nisan 03, 2010, 07:11:43 ÖS »
Allah Razı Olsun
Kayıtlı
<a href="http://img684.imageshack.us/img684/5574/ygl.swf" target="_blank" class="new_win">http://img684.imageshack.us/img684/5574/ygl.swf</a>

вgℓαѕєѕ

  • Paylaşımcı Üyemiz
  • *
  • Puan 9
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Toplam İleti: 458
  • Selamun Aleykum, Hoşgeldiniz.
Ynt: İmam Ali (a.s)
« Yanıtla #4 : Nisan 03, 2010, 09:10:33 ÖS »
Allah razı olsun...Çok güzel bir konu...
Kayıtlı